Belgesel Fotoğraf üzerine……

Belgesel Fotoğraf üzerine……

27 Eylül

Amatör bir fotoğrafçı olarak, uzun zamandır kafamı kurcalayan, hatta kendi kendime çok da fazla sorgulamasam diyip geçiştirdiğim bir konuyu irdelemek ve tartışmaya açmak istedim. Günümüzde fotoğraf, sanırım nerdeyse çağın başından beri toplumları hem psikolojik hem de sosyolojik olarak etkileyen bir alan. Dolayısıyla insanlık tarihinde önemli yeri olan bu teknik buluşun, tekniğin çok ötesinde tartışmaya açık tarafları var. Bu konuda birçok makale, kitap, tez falan da yazılıyor. Fotoğrafa ilişkin sonsuz sayıda tartışma başlığı açılabilir ancak ben biraz da amatör kanatta neler olup bittiğini, gözlemlediğim bazı konuları sizlerle tartışmak istiyorum. Fotoğrafa ilgim yaklaşık 10 sene kadar önce başladı ve ben de çoğu insan gibi bir fotoğraf derneğinde temel eğitim aldıktan sonra fotoğrafla haşır neşir olmaya başladım. Bu nedenle özellikle amatör camiada neler olup bittiğni az çok gözlemleme fırsatım oldu. Uzunca bir dönem fotoğraf üstüne üniversite düzeyinde bir eğitim verilmediği ve açıkcası bu işi alaylı dediğimiz insanlar sürükleyip götürdüğü için amatör fotoğraf dernekleri oldukça etkin ve etkili bir konuma sahipler Türkiye’de. İşte bu süreç aslında bir yandan da fotoğrafı, iyi eğitim almış orta sınıf bireylerin uğraş alanı haline getiriyor. Derneklerin fotoğraf camiasına kazandırdığı dinamizmi göz ardı etmek olanaksız olmakla birlikte, bazı sorunlu alanlar da yarattıklarını itiraf etmemiz gerekiyor. Fotoğraf, çoğu zaman görsel ve plastik sanatlarla birebir etkileşim içinde olmasına karşın kendi rotasını, dilini ve alanlarını yaratabilmiştir. Örneğin bugün fotoğrafın pekçok alanından bahsetmek mümkün, moda fotoğrafı, belgesel, kavramsal, soyut fotoğraf v.b. Benim burada tartışmak istediğim konu ise daha çok amatör fotoğraf camiasında gözlemlediğim fotoğrafçıların belgesel fotoğrafla kurdukları sorunlu ilişki. Kendine ve yaşadığı topluma yabancılaşan bireyin çıkış noktası çoğu zaman kendine bazı uğraş alanları yaratmaktır. Dernekler ise kaçınılmaz olarak bu ihtiyaca cevap veririler. Özellikle fotoğraf konusunda lisans düzeyinde eğitim verebilen kurumlar az olduğu için de  de fotoğraf dernekleri toplumumuzda etkili bir konuma sahip olmuş ve gelişen süreçte de fotoğrafın çeşitli alanlarıyla ilgilenmeye ve eğitimler vermeye başlamışlardır. Buraya kadar herhangi bir sorun yoktur. Ancak belgesel fotoğraf doğası gereği toplumsal, sanatsal, psikolojik ve sosyolojik birçok sorunsalı bünyesinde barındırır. Örneğin toplumsal bir sorunu ya da olayı  gündeme getirirken konunun etik ve insan hakları gibi boyutları gündeme gelebilir.  Daha somut düzeyde tartışma  açmak adına bir örnek  vermek istiyorum:  Gelir düzeyi yüksek amatör bir fotoğrafçı pahalı makinesiyle şehrin kıyısında kalmış bir gecekondu mahallesine gider ve  insanlarla  zaman geçirmeden orda yaşayan insanları anlamadan fotoğraflar  çekip ardından da şehrin merkezinde yer alan steril, güvenlikli alanlarda  bu fotoğrafları “belgesel fotoğraf”  diye sergilerse  ne kadar etik davranmış olur? İşte bu noktada kendini “belgesel fotoğrafçı” olarak adlandıran fotoğrafçıların içlerine dönüp ne kadar dürüst ve samimi davrandıklarını kendilerine sormaları gerekir. İşin bir de etik ve insan hakları boyutu vardır ki işler iyice sarpa sarar.  Ne yazık ki konunun etik ve insan hakları boyutunu içselleştiremeyen bir kesim belgesel fotoğrafın gerçekte ne gibi ilkelere dayandığını sorgulamadan fotoğraflar çekiyor ve adına da belgesel fotoğraf diyor.  Belgesel fotoğrafa ilişkin diğer bir sorunsal da “belgesel fotoğrafla hemhal olmanın yarattığı ego şişkinliğidir. Belgesel fotoğraf çektiğni iddia eden kişinin öncelikle “ben” fikrinden arınması gerekir. Belgesel fotoğrafçı belli bir konuyu, sorunsalı aktaran kişidir. Yani yalnızca bir araçtır. Ne anlattığımızdan çok nasıl anlattığımız önemlidir. Belgesel fotoğrafçı ahlaklı insan olmak durumundadır. Anlattığı konunun öznesine yani insana yabancı olmamalı ve onu aşalayıcıyıcı ya da ötekileştirici herhangi bir duruma karşı tavrını koymalıdır. Görüldüğü gibi çok sorunlu ve sorumlu bir alandır belgesel fotoğra f. Ancak bu konuda düşünmeye, kafa yormaya ve fotoğraf üretmeye değer, çünki aslolan insandır ve fotoğrafın mücadele alanlarından biri de insanı anlamak ve anlamlandırmaktır.  
Funda Börtücene Öztürk

Yorum yaz