FULAR

FULAR

07 Aralık

                 FULAR

“Komutanım bu da yumruğunu açmıyor!”

“Bağırma oğlum. Siz açın!”

“Komutanım her yanından kan akıyor.”

“Beynini de akıtın,” diye bağırıp göklere bakarak yürüdü komutan. Yüzükoyun yerde yatan kanlı bedene baktı,

“Aferin size çocuklar yola gelmeyeni…”

“Sağ yumruğu komutanım sağ…”

“Kanlı amcığa çevirmişsiniz.”

“Komutanım açamadık, kerpeten gibi…”

“Bir teröristin acımakla yola gelmeyeceğini kafanıza sokamadım. Acımayın. Sözle ya da zorla asker dediğin sonuç alır,” deyip yüksek sesle bağırdı: “Aç ulan elini. Hey sana diyorum vatan haini,” deyip, ayağıyla dürttü. Rıza’dan ses çıkmadı. Subay, “Ben ne yumruklar gördüm, zevkle açtığım,” deyip ayağını kaldırdı. Botun ucuyla yumruğa vurdu.

Rıza’nın kolu yükseldi havada bir yay çizip betona düştü. Parmakları çözüldü, büzülmüş mavi fular yayıldı, kanlı eli gökyüzü…

Rıza irkildi, zorlukla başını kaldırıp baktı. Alnı, yanaklarının derisi yer yer soyulmuştu. Kanlı yüzünün ortasındaki gözleri fularda alevlendi. Parmaklarını sıkmaya çalıştı ama güç yettiremedi. Boynu geriye doğru düştü, gözleri kapandı.

“Yoldaşlar aşağıya iniyoruz,” sesi çınladı kulaklarında.

                                      * * *

Silahlardan, gaz bombalarından korunmak için son mevziye inmişlerdi. Günlerden 22 Aralık’ dı. Direnişin üçüncü günüydü. Açık camlardan içeriye temiz hava doluyor. Gökte lapa lapa kar iniyor. Kar tanelerin arasında, karşı koğuşun camlarının önünde mevzilenen askerlerin soğuk silah namluları uzanıyor. Bir kadın sesi duydu, gözlerini camdan aldı sağa sola baktı. Bir kadın yoldaşı konuşuyordu. Gözleri parladı, bakındı, arandı. Onu arayan iki badem rengi, yorgun gözle karşılaştı. Elleriyle kalabalığı yararak ilerledi. Karşı karşıya gelince birbirinin kararmış yüzlerini incelerken elleri buluştu.

“Yüzünü, esmer yüzünü kuruma dönmüş Nergis,” dedi gülümseyerek.

“Senin yüzün Farklı mı Rıza.”

“Desene hepimizi birbirimize benzettiler.” İkisi birlikte gülümsedi. Çevredekiler bakışlarını onlardan aldılar. Onca kalabalığın ortasında yalnız başına gibiydiler. Nergis’in ıslak, gülen, tedirgin gözlerine bakarak:

“İlk günden beri aklım sende. Bir kez daha görebilirsem yapacağım ilk şey elinden tutmak, diye düşündüm.”

“Benim kulaklarımda sürekli ‘erkek yoldaşlara’ sözlerindeydi. ‘Aşağıya iniyorlarmış,’ sözünü duyunca özel bir buluşmamız varmış gibi çaptı yüreğim.

“Birkaç gün daha dayanabilseydim, baş başa.”

“Ya da birkaç saat…”

Ansızın tavanda matkap sesleri yükseldi. Sanki her yer, duvarlar, tavan, zemin aynı anda deliniyordu. Kısa süre sonra tavanın belli yerlerinde beton parçaları yere düştü, birçok delik açıldı. Sonra operasyona son verilmişçesine sessizlik başladı.

İkisi biraz daha birbirine sokuldu. Giysilerinin içinde birbirinin ten sıcaklığını duyumsuyorlardı. Rıza kulağına eğilerek,

“Aynı hapishaneye düşersek…”

“Sağ kalırsak Rıza,” diye yanıt verdi gözlerinde iki yaş beliren Nergis.

“Böyle düşünmemelisin”

“Ama yaşadığımız gerçekler…” sözü bitmeden tavanın deliklerinden aşağıya gaz bombaları atıldı peş peşe. İçerdeki her şey altüst oldu, iç içe geçti. Üst üste yerlere yatanlar, camlara, duvarlara tırmananlardan bağırtılar, uğultular, sloganlar yükseldi. Gaz kokusuna yanık et kokusu karıştı. Birkaç dakika sonra Rıza ile Nergis iki ürkek güvercin gibi yerden kalktılar. İkisinin de parmakları korkudan, heyecandan titriyordu. Öndekiler kapıya doğru yürüdüler, kalabalık seyrekleşti. Nergis bir boşalan odaya bir Rıza’ya baktı. Yanındakiler hareketlenince koynuna gizlediği fuları çıkarıp Rıza’nın boynuna sardı. “Duygularımızın simgesi…” tümcesini tamamlayamadan el ele yürüdüler. Kapıda bekleyen askerler onları ayırdı. Son kez bakıştılar, Rıza boynundaki fuları,  Nergis’in teninin sıcaklığını taşıyan sağ ayasının içine alıp sıkmaya başladı. Onları küçük gruplara ayırıp farklı odalara soktular. Bir subay nara atarcasına; “Her şey bitti! Devlete karşı diklenmenin anlamsız olduğunu kafanıza iyice sokun!. Şimdi ya dediklerimize harfiyen uyarsınız, ya da…”

                                * * *

Bir asker fuları alıp havada salladı, birkaç kandamlası betona vurdu.

 

 

 

 

.

Yorum yaz