‘GÖRÜLMÜŞTÜR’ SERGİSİ HAKKINDA ADİL OKAY’LA SÖYLEŞİ

‘GÖRÜLMÜŞTÜR’ SERGİSİ HAKKINDA ADİL OKAY’LA SÖYLEŞİ

07 Aralık

“Görülmüştür” adlı Mahpus Resimleri Sergisi, 10–17 Aralık 2010 tarihlerinde, İçel Sanat Kulübü − Teoman Ünüsan Sergi salonunda sergilenecek. Sergi,  İnsan Hakları Derneği İHD ve Akdeniz Belediyesi Kent Konseyi işbirliği ile gerçekleşiyor. Sergiyle ilgili çalışmalar yürüten yazar Adil Okay sorularımızı cevapladı.

Abalı: Sayın Adil Okay basından da takip ettiğimiz kadarıyla siz ve kızınız Öykü yıllardan beri mahpuslara mektuplar yolluyorsunuz. Hatta çocuk Öykü’nün mahpuslara yolladığı balonlar bazı cezaevlerinde tehlikeli−sakıncalı sayılmıştı. Konu meclise taşınmış, soru önergelerine konu olmuş ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin “Çocuk Öykü’nün balonları hukuku gevşetir” diye açıklama yapmıştı. Siz de bunun üzerine Okay ailesi adına basın açıklaması yapmış ve adalet bakanını Gargamel’e benzetmiştiniz. Tabi Öykü’ye hem basından, hem kamuoyundan, hem de mahpuslardan destek gelmişti. Mahpuslar Öykü’ye mektuplar, hediyeler, resimler yollamışlardı.

Adil Okay: Evet hatta yazışarak arkadaş olduğumuz mahpuslardan Kasım Karataş Öykü’ye cezaevi kantininden aldığı bir kutu şekerleme yollamıştı. Çocuk Öykü’ye gelen armağanlar arasında yağlı boya tablolar, kara kalem çalışmaları, renkli kalem sıkıntısından iki üç renkle çizilen desenler, boncukla yapılan el ürünleri vardı.

Abalı: Peki hocam bu gelen armağanlar mı sizde ‘Görülmüştür’ adını koyduğunuz bu  sergi düşüncesi oluşturdu.

Adil Okay: Hayır aslında gelen resimler, desenler mahpuslarla üç yıldır süren dayanışmamızın ürünü. Tutsaklar tarafından kızım Öykü’ye yazılmış, resimler kadar kıymetli, yüzlerce mektup var. Ağır hasta tutsakların, örneğin Erol Zavar’ın, Gülazer Akın’ın, Aynur Epli’nin, Zeynel Karabulur’un mektupları var. Öykü’nün yanıtları var. Önce bu mektupları sergilemeyi, ardından kitaplaştırmayı düşündüm. Bu projem hala saklı duruyor. Kitap konusu teknik olarak zaman alacağı ve yayınlanma sorunu olduğu için sergi düşüncesi gelişti. Zira cezaevinde yaşanan hak ihlallerini de mektuplar ve resimlerle yansıtmayı, kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyordum. Bu insanların bir rakam−istatistik olmadıklarını, insan olduklarını, içeride zor koşullarda, tecritte, yasaklar arasında da insan ve doğa sevgisiyle dolu olduklarını ve ürettiklerini bir kez daha göstermek, duyurmak istedim. Elbette bu sergi kolektif bir çalışma sonucu gerçekleşiyor. İHD’nin, Kent Konseyinin, duyarlı arkadaşların katkısı var. örneğin üç grafiker sergi için gönüllü mesai yaptı.

Abalı: Türkiye’de cezaevleri kanayan bir yara. Yer sorunu, su sorunu, doktor sorunu… Basından izliyoruz.

Adil Okay: Evet bu gün itibariyle toplam tutuklu – hükümlü sayısı 120 bin 360 kişi. Bunların 56 bin 427′si tutuklu. 12 Eylül darbesinden sonra dahi cezaevlerindeki nüfus 79 bin iken, 2010 yılında sayının 120 bini bulması düşündürücü. F tipleri yanı sıra T, H, M tipi cezaevleri de var. Ama hepsinde benzer sorunlar yaşanıyor. Keyfi uygulama ve cezalar. Örneğin yasal hak olan, ‘10 kişiyle haftada 10 saat sohbet’, personel azlığı vs. gerekçelerle uygulanmıyor. Ağırlaştırılmış Müebbet cezaya çarptırılanların kapısı günde sadece 1 saat açılıyor. 10 yıl tek başlarına yaşamak zorunda oldukları söyleniyor. İtiraz edene 40 ay mektup−ziyaret yasağı veriliyor. 

Abalı: Hocam kırk ay dediniz.

Adil Okay: Evet evet ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkumlardan en son gelen mektuplarda da yazıyor bunlar. Basına da yansıdı. Tam kırk ay iletişim cezası. Ayrıca başka cezalar ve sorunlar da var. Örneğin 3’lü protokol. Ağır hasta 100’den fazla tutsağın tahliye edilmeyip içeride ölmelerinin beklenmesi. Ya  da umut kesilince Güler Zere gibi, tahliye edilmeleri.

Abalı:  Peki hocam, hangi gruplardan ve hangi cezaevlerindeki mahkumların çalışmaları sergide yer alıyor?

Adil Okay: Türkiye’nin tüm cezaevlerinden ürünler var. Her sol gelenekten mahpusun çalışmaları bunlar. Sosyalistlerin, Yurtseverlerin. Yani politik tutsakların çalışmaları diye özetleyebilirim. Ayrım yapmadık.

Abalı: Geçtiğimiz aylarda İnsan Hakları Derneğinde, ‘Okay ailesi’ adına basın açıklaması yapmış ve gelen mektupları sergilemiştiniz. 6 Mayıs 2010 etkinliğinde 68’liler ormanında da “Görülmüştür” damgalı bazı ürünleri sergilemiştiniz.  Bunların 10–17 Aralık tarihlerinde gerçekleşecek sergiyle bağlantısı var mı? 

Adil Okay: Tabi var. Devamı niteliğinde diyebilirim. ‘68’liler Derneği’, 6 Mayıs Deniz’leri anma etkinliğinde 68’liler ormanında, o sergiyi organize etmişti. Bu sergi de İHD’nin ve Akdeniz Belediyesi Kent Konseyi’nin ortak projesi olarak gerçekleşiyor. Önemli olan paylaşmak ve tutsakların seslerini duyurmak. Bu proje örneğin TAYAD’a, TUYADER’e, TİHV’na, 78’lilere de sunulabilirdi. Hatta mahpuslarla dayanışan ve iyi çalışmalar yapan gruplar, dergi çevreleri var. Mahsus Mahal, Eylül dergileri gibi. Ya da ‘Deli Dalgalar’ grubu gibi. İHD, çocuk Öykü’nün sakıncalı balonları konusuyla yakından ilgilendi. Öykü’nün Sakıncalı sayılan balonlarını bu kez biz yollayacağız diye balon yollama kampanyası açtı. Tüm sol gruplar destek oldular. Ayrıca İHD Mersin cezaevi önünde uçlarına slogan yazılı uçan balonları basın açıklamasından sonra gökyüzüne salıp mahpusları selamladı. Doğrusu çok iyi bir eylem oldu. Zira ben Adalet Bakanına 28 Mayıs 2010’da yazdığım mektubu şöyle bitirmiştim:

“Sadullah Bey, Öykü’nün balonları ve tutsakların yaşam koşulları konusunda kamuoyu bir fikir sahibi oldu. Bu ülkede Gargamel’lere inat, onların sakıncalı saydığı balonları ve uçurtmaları cezaevlerinin önünden havalandırıp, tutsakları selamlayacak, yüreği sevgi dolu ‘Şirinler’ vardır. Duvarların öte yanında ‘yönetmeliğiniz’ geçersizdir. Tüm uçurtma ve balonları vurmanız da mümkün olmayacaktır. “

Abalı: Bu sergi geniş kapsamlı ve ulusal boyutta olacak sanırım. Peki başka kentlere taşınacak mı?

Adil Okay: Evet. Bu kez sergiyi daha geniş hazırladık. Gelen ürünler çoğalmıştı. Seçki yaptık. Resimleri çerçevelettik. 100 politik tutsağı, 100 resmi−deseni sergilenecek. Bunların yanı sıra yüzlerce ‘görülmüştür’ mührü taşıyan zarf ve mektup sergilenecek içerinin havası dışarı yansıyacak. Sadece yağlı boya tabloların duvarlara asılması değil yaptığımız. Yağlı boya tablolar, tutsakların kara kalem çalışmaları, süslenmiş mektuplar, görülmüştür mührü taşıyan çalışmalar, el yazıları. Bu sergi Türkiye’yi dolaşacak diye umut ediyorum.

Abalı: Yıllardan beri örnek bir çalışma yürütüyorsunuz. Size teşekkür edip kolay gelsin diyorum. Teşekkür ediyorum, zira çalışmalarınız sonucu, ben dahil birçok arkadaşım birer ikişer mahpusla yazışmaya başladık.

Adil Okay: Ben teşekkür ederim. Önemli olan içeride insanların daha özgür, eşit mutlu yaşaması için, temiz bir toplum ve temiz bir doğa için mücadele eden, bu uğurda bedel ödeyen politik tutsakların seslerinin duyulması. Onlar kendi şahsi çıkarları için değil, bizim, hepimiz için içerideler.

Ali Osman Abalı: 04 Aralık Cuma.

ali.abali@hotmail.com

Yorum yaz