kamp çok bozdu (alışılmadık bir kamp değerlendirmesi girişimi)

kamp çok bozdu (alışılmadık bir kamp değerlendirmesi girişimi)

19 Temmuz

Okan Bayülgen’i sevmem. Niye sevmediğimi de uzun uzun anlatır, seveni de ikna eder tiksindiririm. Ama bugünlük gündem bu değil. Bir süredir Bayülgen’in TV programlarında hem müzik grubunda, hem de skeçlerde boy gösteren bir genç arkadaş var. Feyyaz. Kısa sürede mizah ikonu haline gelen bu arkadaşın bir videosuyla açılışı yapalım.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=q3G-VpI702Q[/youtube]

Kamp çok bozdu, baya baya bozdu, bi yerden sonra artık bozmaz dedik, iyice bozdu

Şaka bir yana, geride bıraktığımız 5 senede Lost kadar bozmadık kendimizi neyse ki. Yine de biraz bozduğumuz, birkaç sene daha Zeytinli’ye gidersek daha da beter bozacağımız kesin.

2007 yılında başlayan kamp maceramız 3 yıl boyunca istikrarlı bir nicel büyüme ve giderek artan bir organizasyon becerisi ortaya koydu. Ancak ölçülebilir verileriyle bir parça göz boyayıcı olan  bu 3 senenin zaafları birikerek 4. yılda geriye doğru bir kırılma yarattı. Geçtiğimiz hafta yapılan 5. kampta, daha doğrusu 5. kampın öncesinde üreti-yorum kolektifi’nin bugüne kadarki tüm birikimleri nesnel bir kriz olarak kendini gösterdi. Bu yüzden de alışageldiğimiz ve mümkün mertebe geniş bir nüfusla yapmaya çalıştığımız kamp tarzını kenara bırakıp, önümüzdeki krizi aşabileceğimiz bir ortam yaratmayı hedefledik.

üreti-yorum’un 6-7 seneyi bulan kısa tarihinin detaylı bir analizi de önümüzdeki sürecin gündemlerinden olmakla birlikte, burada uzun uzadıya kafa şişirmeye niyetim yok. Özlüce toparlamaya çalışacak olursak:

Geride bıraktığımız yıllarda pekçok farklı şehirde, oldukça geniş bir yelpazede yürütegeldiğimiz üreti-yorum çalışmalarının toplamı, başlangıçtan itibaren sözünü ettiğimiz “bilim, kültür, sanat, felsefe platformu” olabilmenin asgari gereklerini karşılamayı başaramadı. Ankara’da tarım işçileriyle birlikte yürütülen fotoğraf çalışması, İstanbul’daki “Sanat Banka Kasasına Sığmaz” eylemleri, Çevre Haftası etkinlikleri, Hıdırellez Şenliği, Zeytinli’de beş yıldır devam ettirdiğimiz gelenekselleşme yolundaki kampımızla, şimdi akla gelmeyen türlü çeşit etkinlik ve faaliyetle, az şey başarmadık aslında. 5. kampın 2. gününde gecenin bir körü hararetle yaptığımız toplantıyı uzaktan görüp yanımıza gelen genç ressam arkadaşlar bunu bir kez daha hatırlattılar. Büyük bir acımasızlıkla biz kendimizi dövmekle meşgulken, aslında neyi başarmış olduğumuzu anlattılar bize.

Evet, iddia sahibi olduğumuz “bilim, kültür, sanat, felsefe” alanlarında elle tutulur bir birikim yaratamadık. Hedefe çaktığımız kapitalizmin bu alanlardaki ürünlerine denk, hatta yakınsayan ürünler ortaya koyamadık. Bağrımızdan bir akım, şu ya da bu sanat alanında bir üslup, tarz çıkaramadık. Ama bugün pek az topluluğun başarabildiği bir şeyi başardık. O genç ressamların bize anlattığı gerçek bir kolektif yaşam tarzını başarmış olduğumuzdu. Elimizdeki en değerli şey bu, biz bunu başardık.

Hem de o kadar doğallığında ve rahatlıkla başardık ki. Aslında en çok susadığımız, bize en çok lazım olan oymuş. Ama bugün, o olağanüstü güzel yaşam tarzının da karın doyurmadığı noktadayız.

Biz artık bir sayfayı kapatmak, daha fazla doldurulmak, daha fazla hırpalanmak, ve kimbilir sonra belki başka şeylere dönüşmek üzere yeni bir sayfa açmak istiyoruz. Gövdemizle, araçlarımızla, tarzımızla bütün mevcudiyetimizi geride bırakıp daha ileri bir noktadan kendimizi tekrar var etmek istiyoruz. Bilim, kültür, sanat, felsefe, spor vs. diye uzayıp giden bir faaliyet alanı listesini geride bırakıp gerçekçi bir çerçeve ile yola devam etmek istiyoruz. El attığımız her işte güçlü bir birikim yaratmak, derinleşmek ve bu kez gerçekten burjuvazinin karşısına dikilebilmek istiyoruz. Geçmişin tulumlu, çekiçli, sınıf bilinçli işçilerini seviyoruz sevmesine, ama soylarının tükenmekte olduğunu, bugün bambaşka bir işçi sınıfı olduğunu biliyoruz. O bambaşka sınıfın parçalarıyız. Bilinçli, bilinçsiz, gönüllü, gönülsüz, bilerek veya bilmeyerek, Türkiye’deki 10 milyonlarca, dünyadaki milyarlarca işçi gibi, biz de bu sınıfın parçasıyız. Ve biz işte tam da buradan hayata bakmak, sınıfın gözüyle, sınıfın sözüyle, sınıfın üretkenliğiyle yeniden başlamak istiyoruz.

Geçmişin iyi-kötü anılarını yad ederek, neler neler yapmıştık diye böbürlenerek değil, henüz yapamadıklarımızın peşine düşerek, sınırlarımızı bilerek, ama yalnızca onu parçalamak için bilerek yaşamak, yaşamı bugün akla bile gelmeyen yönleriyle, bütün hücreleriyle kucaklamak istiyoruz.

5. üreti-yorum kampı, işte böyle bir perspektif üretti, yola böyle bir eksenle devam kararı aldı. Bundan başka birtakım temel tartışmalar da kamp sonrası süreç için hedef olarak koyuldu. Bunları da kısa sürede web sitemizde görünür kılacağız. Yepyeni ve ezberleri tarumar eden bir üreti-yorum’u örgütlemek için yola çıkıyoruz. Yakında yeni haberlerle görüşmek üzere.

3 yorum

  1. değişen işçi sınıfından biri olarak, bütün yıl iple çektiğim kampı, her şeye rağmen, tekrardan başarı ile tamamladık, evet, hayal ettiğimiz kolektif yaşamı, 5 günde olsa, 5 senedir orada paylaşabildiğimiz için,beraberce ürettiğimiz bu tarzın bir parçası olduğum için,bizleri , kapitalizmin sunduğu ”alternatif” tatillere muhtaç etmediği için de kamp ahalisine, üretiyorum ahalisine sonsuz minnetlerimi de sunarım ayrıca :) bu kamp farklıydı, farklılaşmamız için bir adımdı da aynı zamanda,Artık kendimizi içinde olduğumuz
    tıkanmışlıktan çıkarmak, belkide geçmişimizle yüzleşip,
    bazı tanımlamaları yeniden yapmamız gerekmekteydi,2006 yılında , bugüne kadar, ucundan kıyısından
    sanata bulaşmış, kendini bu yolla ifade etmek isteyen kişiler
    olarak, çıkışını anti-kapitalist bir söylemle yapan üretiyorum
    bu anlamda bir çatı olmuştu bizler için.
    Fakat bugüne kadar yaşadığımız
    deneyim üzerinden bakarsak, kendimizi tanımlarken kullandığımız,
    alternatif kültür-sanat yürütücülüğünün, tanımını
    yapamamıştık.

    Ve sanki yürütülen atölye
    çalışmaları, yaptığımız etkinlikler, muhalif bir çiziginin
    ötesine geçemedi.
    Bugün ise burjuva demokrasisine
    geçişle birlikte, artık alternatif kültür sanat demeninde bir
    anlamı kalmadı gibi… burjuva, kendi muhalif kültür sanatını
    da oluşturup, ihtiyaç ve özlemlerimizi belirlemede de bizleri
    itekleyerek, bu yolla kendi varlığını daha da güçlendirme
    niyetine girdi.
    Toplumunun işçileşmesinin hız
    kazandığı, işçi sınıfı yapısındaki değişiklikler göz
    önüne alındığında, bizlerinde işçi veya potansiyel işçiler
    olduğumuz göz önüne alındığında, bizlerinde söyleyceklerinin
    işçi sınınfının ihtiyaçları ve özlemleri olacağı bir
    gerçektir.

    Kamp sürecinde, artık alternatif kültür sanat söyleminden sıyrılarak, açık ve seçik bir biçimde, üretiyorum kolektifinin ,
    işçi sınıfının sözünü sanat yolu ile söyleyecek bir sanat
    akımı yaratma yolunda ilerleme kararının da bizlere yeni bir enerji ve güç vereceği de kesindir.bir gün, her günümüzün kamp gibi olacağı, kolektif günler için yola devam…..

  2. Kampa ilk katılışımdı o yüzden merakla beklediğim bir kamptı. Alışılmadık bir kampın değerlendirilmesiydi bence kampında çıkış noktasıydı, sadece basit anlamda muhalif bir kamp değil kitlesi işçi sınıfının ya içinde ya da içine girecek oluşu amacı işçi sınıfının sözünü söylemesi oluşu ve hedefindeyse kapitalizm oluşu itibariyle hiçte alıştığımız bir kamp değildi. Sanıyorum ki üretiyorum kollektifinin ve aktivistlerinin de farkı burdan doğuyor. Minimum insana ait olmayan özelliklerle (bireycilik vs.) ve maksimum paylaşımla bir kampı geride bıraktık. Kampın ayrıca 7′den 70′e olan yaş kuşağıyla da enterasan bir havası olduğunun altını çizmeden geçemeyeceğim çember etrafında üreti-yorum tartışmaları döndürürken çemberin içinde ki çocukların kumla oynayışları üreti-yorumun sadece o anki durumunu düşünmekte olduğunu değil geleceğe de göz kırptığını gösteriyor.

  3. gonulben

    “Yaşam tarzı” konusu, buradaki “kolektivizm” denen ortaklaşacılık, birliktelik, gönüllü birlik, beraber hareketlilik, hesapsızlık, takat… İnsanlar buna hasret! Kapital, kapitalist ilişki, içselleşmiş ve hükmeden rekabet; önce ve sonra, şimdi ve esasen bunu darp etmiş, gebergah etmiş, ulaşılmaz kılmış. Güven bitmiş, umut yitmiş, bir şeylerin farklı olabileceğine dair beklenti silinmiş. Kampın asgarisinde bu var!Azamisinde -bize bağlı- kocaammmaaaannn bir yeni dünya..Mesele bence bunu ne kadar istediğimizde düğümlenir abi..

Yorum yaz