Modern matematiksel yöntem ve modellerin ekonomiye uygulanması üzerine

Modern matematiksel yöntem ve modellerin ekonomiye uygulanması üzerine

07 Şubat

Ekonomiyle matematiğin ilişkisi yeni değil. Makro ve mikro ekonomik dengeler matematikle birlikte kuruluyor ve “ekonometri” de oldukça eski bir kavram. Ekonomide beliren ve bir çıkışsızlık oluşturan sorunlara matematiksel çözüm arayışı ve matematiksel modeller oluşturmak ise moda denilebilecek yenilikte. İşbirliği Yapılabilen ve İşbirliği Yapılamayan Oyun Kuramları, kaos problemleri, istatistiksel analiz yöntemleri ekonomiye uyarlanıyor, çeşitli modeller geliştiriliyor… Son yıllarda Nobel Ekonomi ödülünü en çok alanlar, çalışmalarını bu alanda yoğunlaştırmış bilim insanları… Burjuva ekonomi politiğinin sorunlarındaki çoğalma ve sorunların kronikliği, ilgi yoğunlaşmasına ve neredeyse her “çözüm” girişiminin ödüllendirilmesine yol açıyor.Bu ilgi yoğunlaşması ve çözüm arayışlarının iki ana nedeninden sözedebiliriz. Birincisi, kriz devrelerindeki sıklaşma, iç içe geçmeler ve sermaye birikim süreçlerindeki tıkanmaların geriye doğru oluşturduğu basınç, devredeki “boom” unsurunun zayıflaması. Birincisiyle birlikte değerlendirilmesi gereken ikinci neden, Adam Smith’in temellerini attığı liberal (ve neoliberal) ekonomi modeline göre, arz ve talebin piyasa koşulları içerisinde kendi iç dengesini oluşturacağı biçimindeki teorisinin geçersizliğinin iyice açığa çıkması. Burjuva ekonomi politiğinin içerisine yer alan ekoller ve Keynesiyen, Fredmancı müdahele biçimlerinin de çözümsüzlüğü gideremeyişi. Bunlar belirli bir iktisadi modelin içerisinde, yanı sıra ya da bütünüyle dışında (yeni bir model arayışlarıyla da) kronikleşmiş ve daha özel nitelikli sorunlar üzerinde yoğunlaşan çözüm arayışlarına yöneltmektedir. Kapitalist ekonomilerin dev büyüklüklere ulaşması ve en olağan koşullarda dahi iç uyum ve denge kurulamaz hale gelişiyle, damar sistemlerinde ortaya çıkan bozukluk ve tıkanmaları da ekleyebiliriz bunlara.
Kapitalist ekonominin sorunlarını matematiksel biçimlerle çözme girişimlerinin bütünüyle boş olduğunu ve bir işe yaramadığını söylemek mümkün değildir. Adam Smith’in arz ve talebin -dışarıdan her türlü müdahaleye de karşı olarak- piyasa işleyişi içerisinde dengesini bulacağı naif görüşünün yanlışlığının, tüketici talebindeki pisikolojik vb. faktörlerin tercihteki rolü üzerine çalışma yürütülüp istatistiksel analizle kanıtlanması, sadece bir araştırmacıya Nobel kazandırmakla kalmıyor, borsa ve pazardaki dalgalanma ve tıkanmaların değerlendirilmesinde ek bir unsurun görüş alanına girmesini de sağlıyor. İşbirliği Yapılamayan Oyun Kuramı emperyalist güçler ve tekeller arasındaki bir çelişki ekseninde çözümsüzleşen sorunu, farklı bir düzlemde tanımlayarak negatiften kurtarma, istenilen düzeyde olmasa da yarar sağlayabilecek bir çözümle çıkabilme olanağını kazandırıyor (Oyun Kuramı, siyasal ve askeri strateji alanlarında da uygulanıyor). Bu yöntemler, emperyalist kapitalist ekonomik ve siyasal sistemin daha belirginleşen, sistemin işleyiş mekanizmasındaki tutarsızlık ve çelişkilerini hafifletmek, krizlere müdahale ve krizlerin yıkıcı etkilerini azaltma ve kriz yönetiminin bir parçası olarak kullanılıyor.
Ekonomideki matematiksel sorun çözme yöntemleriyle, sistemi mükemmelleştirme gibi bir amaçla hareket edildiği hatta böyle bir hedef taşıdıkları söylenemez! Sınırlı revizyon ve tıkanmaları açma girişimleridir ve böylesi üst bir iddiayı ileri sürmekten, sürebilmekten uzaktırlar. Bu biçimler, nihayetinde, pansuman özelliği taşıyan, tıkanan damarları açma uğraşlarıdır. Sistemin giderek daha güçleşen kendisini yeniden üretme-sürdürme çabasının arayışları olarak görülebilirler.
Matematiksel düzeyde bilimsel olan kuramların, ekonomiye (ya da diğer sosyal bilimlere) uygulanmasının o alanda da otomatikman bilimsel bir çözüm oluşturacağı ileri sürülemez… Ekonominin kendi iç yasaları vardır; ileri sürülen formüller, ancak ekonominin temel yasalarına ve işleyiş mekanizmalarına uygunluğu ölçüsünde ve sorunun doğru ortaya konuluşuyla birlikte çözüme katkı sağlayıcı birer etken olabilir. (Aynı zamanda ilgili sosyal bilim alanının bilimselleşme düzeyine; iç tutarlılık ve bütünlük oluşturmasına geliştirici katkı sağlar.) Bu açıdan, matematiksel formül ve modellerin, kapitalist ekonominin işleyişi içerisinde dar bir alan içerisinde sınırlı ve gelip geçici çözümler üretmenin ötesine geçemediklerini ve geçemeyeceklerini de görürüz. Emperyalist kapitalizm dönemi içerisinde üretici güçlerin daha ileri gelişme düzeyine ulaşması ve üretim ilişkilerinin -üretici güçlerle- uyumluluğunu giderek daha fazla kaybetmesiyle aralarındaki çelişkinin belirginleşmesi ve bununla birlikte üretim ilişkileri alanındaki sorun ve çelişkilerin yoğunlaşmasından doğan sorunların, matematiksel formül ve modeller üzerinden çözülebileceğini düşünmek dahi yanılgı olur. İleri sürülen bir formül tekeller arası şiddetlenmiş ve kronikleşmiş rekabet sorununu, her birinin, en az zarar göreceği veya kısmi kazançla çıkacağı biçimde çözüm getirebilir. Bir başka formül piyasadaki bir tıkanmayı açabilir. Fakat bunların hiçbirisi, temelinde kapitalist özel mülkiyet, rekabet ve üretim anarşisi bulunan ve uzlaşmaz karşıtlık üreten sorun ve çelişkileri çözemez. Gerek sınırlı çözüm modelleri, gerekse “neoklasik iktisat” gibi kapitalist ekonomide makro dengeleri kurma iddiasındaki kuramlar çözümsüzlük çıkmazındadırlar. Bu sistemlerin herbiri, farklı yöntemlerle azami karı güvence altına alma ve ona süreklilik kazandırmaya odaklanmışlardır. Kapitalist ekonomiye matematiksel yöntemlerin girmesi arttıkça insan unsurunu sayısal istatistiki bir öge olarak gören burjuva ekonomi politiğinin dışarlayıcılık ve yabancılaştırma kat sayısı büyümektedir.
Sürekli ağrıyan diş durumundaki arz-talep konusunu ele alalım. İhtiyacın arza göre yönlendirilip biçimlendirilmesi, “gelir grupları”na göre tüketim normları oluşturmak, pazardaki payını artırma ve pazarı genişletme stratejileri için kullanılan istatistiki yöntemler, yeniden üretim ve genişletilmiş yeniden üretim yapabilme ve karı güvence altına alabilmenin adım ve arayışlarıdır. “Kitle tüketimi”, “kalite”, “çeşitlilik”, vb. ihtiyaçların manipüle edilmesiyle de oluşturulan pazar stratejileri, sonuçlarıyla, sistemin yeniden üretiminde de işlevsel rol oynarlar. Buna karşın, toplumsal üretkenlik artıkça artan üretim, pazar sorununu da büyütür; ince ayar çabaları işe yaramaz, çözümün krizlerin “yaratıcı yıkıcılığı”nda ve paylaşım savaşlarında arandığı devleşen bir sorun olarak dikilir karşılarına. En gelişkin ekonometrik modeller, ince ayar yapmakta kullanılan matematiğin gelişkin problem çözme yöntemleri, üretkenlik artıkça gerçekleşen ürünlerdeki artışla tüketim koşullarının dar (ve daha daralan) temelleri arasındaki çelişkinin büyümesini önleyemez ve çözemez. Bu çelişkinin çözümü, kapitalizmin temel çelişkisinin çözümüne bağlıdır.(*) Kaba biçimcilikten kurtulmuş ve en gelişmiş haliyle de olsa modern matematiğin ekonomiye, felsefeye, herhangi bir sosyal bilim alanına ve sanata indirgenmiş bir uygulaması, yanlış olur. Esasen hiçbir temel bilim dalı, yakınlıklar ve iç içe geçmeler olsa da diğerini bütünüyle içermez. Soyut rakam ve şekillere bağlı üst soyutlamalar ve bunların birbirleriyle ilişkilendirilmesiyle ortaya çıkan matematiksel kuramların, varsayımsal kalması hatta gerçeklikle örtüşmemesi olasılığı ve tehlikesi de vardır ayrıca! Psikolojinin nicelikselleştirilmesi, toplumsal ilişki ve olayların matematiksel formüllerle açıklanması, felsefeyi matematiksel kavramlarla anlatmak, resmi geometrik biçimlere indirgemek yanlıştır! Bununla birlikte matematik, diğer bilim dallarına (sanata, spora) ölçü, genelleme, iç tutarlılık, denge, sistematiklik ve bütünlük kazandırmakta katkı sağlar. Matematik yöntemler, formüller, bu açıdan bir bilim disiplini bütünlüğü oluşturma, şu ya da bu özel problemin çözümü yönünden yararlı ve geliştiricidir. Ayrıca indirgeyici olmamak koşuluyla analoji (benzeşim) oluşturmak kuşkusuz her zaman yapılabilir.
Çeşitli bilim dallarında ortaya çıkan bilimsel yeni bulguların ve bulgulanmalarında uygulanan yöntemlerin, bilimsel sosyalizmin görüş alanına girmesi, eleştirel bir özümsemeyle de içerili hale getirilmesi, teorimizin içerik ve yöntemce gelişimine hizmet eder. Nesnel gerçeklik temelinde yükselen -bilimsel- gelişkin modern matematiksel yöntemler keşfedildikçe diyalektiğe uygunluklarını; diyalektik ilke ve kategorileri doğruladıklarını, diyalektik yöntemin uygulanması ve gelişiminde de katkı sağlayabileceklerini görüyoruz.(*) Matematiğin felsefeye taban oluşturması (matematiksel pozitivizm gibi, matematiksel biçim, kavram ve ilişkilendirmeler üzerinden felsefe oluşturmak) ya da matematiksel bir teorinin çözüm yönteminin, diyalektik yöntemin bir ilke ve kuralının karşısına konulması veya yerine geçirilmesi olamaz. Diyalektik ilke ve kurallar bir alanın ve konunun sınırlılığının ötesinde, doğanın, toplumun ve düşüncenin hareket yasalarıdır, gelişkin ve birbirlerini bütünleyicidirler. Fizikteki karmaşık sorunların çözümünü sağlayan ve onunla birlikte gelişen matematiksel kuramların çözüm yöntemlerinin, diyalektiği destekleyici yönde kullanımı ise katkı sağlayacaktır. Bundan dolayı dinamik ve istatistiksel yasalar, (**) doğrusal olmayan diferansiyel denklemlerin çözümü, işbirliği yapılamayan oyun kuramları, kaos problemleri b. görüş ve ilgi alanımızın içerisinde yer alacaklardır.
Oyun kuramlarıyla ilgili yazılar, bu çerçeve içerisinde değerlendirilmelidir. Bu yazılar, günümüzde ekonomide; ayrıca askeri ve siyasal strateji alanlarında uygulama alanı olan İşbirliği Yapılan ve İşbirliği Yapılamayan Oyun Kuramlarını öğrenmemizi sağlayacaktır. Kuşkusuz İşbirliği Yapılamayan Oyun Kuramı, yaşamın ve özellikle de sorunların yumaklaştığı kaotik durum ve dönemlerin gerçekliğine daha uygundur. Günümüzde özellikle itibar görmesi de bu nedenledir!
Sosyalizmde İşbirliği Yapılamayan Oyun Kuramı, kaos problemleri, istatistiksel matematik uygulama alanı bulabilir mi? Sosyalizmde uzlaşmaz sınıf karşıtlıkları yoktur ve “Oyunun Kuralları” içerikten değişmiştir. Bununla birlikte bu uzlaşmaz sınıf karşıtlıklarının olmaması, sınıflar arasında ve toplum içerisinde çelişkilerin olmaması (hatta bunların uzlaşmaz nitelik kazanamayacağı) anlamına gelmemektedir. İkincisi varolan çelişkiler, yalın kat ve tek hamlede çözülecek nitelikte değildir. Stratejik bir yaklaşımı gerektirirler. Geçişi sağlayacak bazı çözümlere gereksinme duyulacaktır ve üstelik bunları uygularken dikkatli ve özenli olmak gerekir. Sınıflar arasında, toplum-birey ilişkilerinde, toplumsal ve siyasal kurumlar ve gündelik yaşam içerisinde, istek, özlem ve beklentilerde, tarz ve ilişkilere, eski ve yeni farkı, pek çok sorun ve çelişki biçimiyle çıkacaktır ortaya. Önceki sosyalizm deneyimlerinin de gösterdiği gibi genellemelerden kaçınılıp daha incelikli yaklaşım gerektiren, gerilim unsuru olan denge ve çözümün asimetrik olacağı durumlar bulunmaktadır.
Matematiksel yöntemler ve oluşturulacak modeller, sosyalist planlamanın genel stratejisi ve hedefleriyle çelişen ögelerin plana dahil edilebilmesine olanak yaratır. Sosyalist ekonomide (toplumsal) devrilen sömürücü sınıflar dışında kalan sınıf ve topluluklar arasında nihai amaca doğru yürüyüşe bağlı iç uyum, denge ve dönüşümün çelişkileri çözerek gerçekleşmesi, çelişik unsurların karşıtlaştırılmadan geçici fakat bir dönem için zorunlu varoluşlarının hesaba katılmasıyla olacaktır. Ki, hassas yaklaşım gerektiren bir durumdur bu.
Ayrıca toplumsal istek, özlem, hedef ve zorunluluklarla bireylerin istek ve tercihleri arasındaki çelişki ve uyum sorunları; daha temel düzeyde ihtiyaç kavramının içeriksel kapsam ve anlamının değişmeye başlamasıyla da birlikte ve çok daha artan ihtiyaçlarla üretici güçlerin mevcut gelişme düzeyinin henüz bunlara yanıt verecek düzeyde olmayışından doğacak sorun ve gerilimlerin çözümünün bilimsel sosyalist planlamanın unsurları haline getirilebilmesi ve işlevsellik kazandırmakta modern matematiksel yöntemler katkı sağlayabilir.
Üretim araçlarının özel mülkiyeti durumuna son verilmesi, üretimde rekabet ve anarşinin önlenmesiyle sosyalist ekonomi ve merkezi planlamanın ekonomik süreçleri yalın ve dinamik bir nitelik kazanır. Bununla birlikte, büyük bir ekonominin iç dengeleri sorunu ve salt ekonomik olmayan sorunların varlığı, karmaşık ve incelikli çözümleri gerektirir. Gerçekleşebilirlik düzey ve durumlarına göre olasılıkların hesaplanabilirliği, çelişik ögelerin plan içi bir objektif değer haline getirilmesi, sosyalist merkezi planlamanın girift ve sorun oluşturabilen yönlerinin değişken dinamik çözümleriyle, çeşitli olasılıklara uyum yeteneğinin geliştirilmesinin olanağını sunmaktadır.
Gelişkin bilgisayarlar ve program yapabilme simülasyon olanakları ise sosyalist merkezi planlama için gelişkin bir teknik alt yapı sağlamaktadır.
Sorunların sosyalist çözümünde nirengi noktası, kapitalizmdeki gibi her durumda korunan rekabet stratejisi ve kişisel çıkar olmayacak, ortak toplumsal çıkar ve bireylerin bundan azami ölçüde yararlanabilmeleri ilkesi olacaktır. Sosyalist uygulamada toplumsal olandan başarı kazanmış bir örnekle anlatılmaktadır bu. Kapsam itibariyle sınırlı fakat çözümü zor bir sorunu, bir çelişkiyi “oyunun kuralları”nı bütünüyle değiştiren bir yaklaşımla çözmenin örneği sunulmaktadır.
Kuşkusuz sosyalist ekonominin karmaşık sorunlarının çözümüne katkı sağlayacak bilimsel bir yöntemin uygulanması, sadece ekonominin iç dengelerinin kurulması hedefine hizmet etmeyecek ortak toplumsal çıkarlar ve gereksinmeleriyle birlikte insanın maddi ve kültürel ihtiyaçlarının artan ölçüde karşılanması, ilkesel amacına uygunluk taşıyacaktır.(*)

10 Mayıs 2003


* Üretim toplumsallaşmakta, üretkenlikte büyük artış gerçekleşmekte, üretim araçları özel mülk durumunda kalmaya, üstelik giderek daha az sayıda elde toplanmaya devam etmektedir. Aşırı üretim krizlerine yol açan temel çelişki budur. Sorunun çözümü de bu temel çelişkinin ancak devrim ile olabilecek çözümüne bağlıdır. Bu gerçekleşmedikçe “kitle tüketimi”, “çeşitlilik”, “kalite”, yeni mallar ve sürüm pazarları oluşturma “ihtiyaç”ların bir yolla mahipüle edilmesi ve modern kapitalizmin faziletleri üzerine geliştirilen söylemler ve rafine yöntemlerin etkisizliği ve işe yaramazlığı görülecek en vahşi ve ilkel sömürü yöntemlerinin canlandırılması, mali spekülasyonlar, silah sanayiinin endüstriyel üretiminin en önemli parçalarından biri haline gelmesi, krizler hatta savaşlar üzerinden soluk alıp verme vb. çürüyen kapitalizmin tüm septomları her seferinde daha belirginleşerek ortaya çıkaracaktır. Bu ise, proleterya, dünyadaki bütün emekçiler ve ezilen halkların önüne çözüm bekleyen bir sorunu, en açık haliyle ve sadece sömürünün ortadan kaldırılmasından ibaret olmayan bir insanlık ve gelecek sorunu olarak koyar: Barbarlık içinde yokoluş ya da sosyalizm!
** Modern matematikle (eğri yüzeyler geometrisi dahil), matematik diyalektiğe doğru büyük bir sıçrama gerçekleştirildi. Doğrusal ve doğrusal olmayan diferansiyel denklemler, kaos problemleri, istatistiksel yasalar, birleştirimli kavram ve denklemler, doğaya ilişkin matematiksel tasarımları doğa gerçekliğine ve hareketin yasalarına (diyalektiğe) çok daha uygun bir düzeye çıkmıştır.
*** Seçim öncesi tahminler ve çeşitli kamuoyu araştırmalarında istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmaktadır. Politik amaçla saptırılmış sonuçları bir yana bırakırsak, bilimsel bir perspektifle gerçekleştirilenler içerisinde hata payı daha düşük, tahmin oranı yüksek olan anketler, genel veri kullanmanın ötesine geçerek farklı trendleri ve olası değişiklikleri de tamamlayıcı bir veri unsuru olarak hesaplamalara katabilenlerdir. Bu biçimde, örneğin bir seçimin sonuçları yüksek bir kestirim düzeyiyle önceden bilinebilmektedir.

Yorum yaz