Neyim ben?

Neyim ben?

02 Mart

Çeşit çeşit yorgunluk var. Yorgunluk sıkıntı vericidir genel olarak. Ayaklar, bel ağrır falan. Ama yorgunluğu veren şeyin sonunda başarılan bir şey olduğunda bu, tatlı bir yorgunluk olur. Keşke her gün yorulsam da sonunda güzel şeyler başarsam. Şahsen böyle düşünüyorum. Bu da gösteriyor ki ben düşünebilen bir insanım. Zaten “insan düşünen hayvandır” diye genel bir kanı var. Ama o zaman “düşünen insan” ne oluyor ki? O zaman ben düşünebilen bir insansam, aslında düşünen bir hayvanımdır gibi bir şey oluyor. Bir karar vermek lazım. Hayvan mıyım yoksa insan mıyım? Bitki bile olabilirim. Yoksa tek hücreli miyim? Aslında hücrelerimi hiç saymadım. Ben başlı başına bir hücre de olabilirim. Terliksi hayvan bile olabilirim.

“Hindi gibi düşünmek” diye deyim var bizim kültürde. O zaman hindi niye insan olmuyor? Her düşünen hayvan insan olmuyor mu? Önermelerle bir yere varmaya çalışayım bakalım ne olacak:

p= insan düşünen bir hayvandır
q= hindi düşünür
r= insan hindidir
p=>q <=> r (p ise q ancak ve ancak r’dir)

Mantık bunu gösteriyor. Hindiyim yani ben öyle mi? Öyle değil. Ya ben hata yaptım, ya mantık hata yaptı. Bir yamukluk var. Eğer ben hindiysem, beni, özellikle yılbaşı geceleri, kesip yemeleri gerekir. Ama henüz kimse yemedi. Niye? Çünkü ben kendimi el aleme yedirmem arkadaş! Yeme beni şimdi. Git hindi ye. Beğenmezsen patlıcan salatası ye. Ya da ne seversen işte. Hatta yemeyip yanımda da yatabilirsin. Böylece büyüyebiliriz. Çünkü karpuz yata yata büyürmüş. Yoksa biz karpuz muyuz?

Yorum yaz