Sanatsal bakış

Sanatsal bakış

31 Mart

Sanata bakış;

Kültür,sanat hiçbir dönemde olmadığı kadar  siyasallaşmış ve toplumu etkileyen bir röl üstlenmiştir.Bunun nedenlerini irdelersek küresel sermayenin ,global kültür misyonerlerinin insan bedenini sömürmekle kalmayıp artık ruhumuza ,beynimize de sahip olmaya çalıştıklarını görebiliyoruz.Bu da gösteriyor ki toplumsal huzursuzlukları   hayal dünyamıza sokmaya çalışıyorlar.Aklın sınırları  çizilmiş sadece ne tür bir yöntemle kaba sokulacağı tartışılmaktadır.Toplumun bu denli kıskaç altına alınması beraberinde   bireyi bundan kaçış fırsatları aramaya yönlendirmiştir.Ben burada bu fırsatın  kültür_sanat potansiyeliyle kıskaçtan kurtarılabileceği kanısındayım.Kültür sanattın siyasetten farklı işlediğini düşündüren sistemin işte tam bu noktada işin içine kendi amaçlarını katığını düşünüyorum. Siyasetten ayrılmış sanat ; sanatçıyı sanatseverleri tarafsızlık ilkesi etrafında düşündürmeye çalışması aslında şu kaygıyı da berberinde getiriyor;”taraf ”olmuyoruz peki egemen sınıf , metalar üzerine kurulmuş sanattı adaletsiz  gerçeğin bir bakıma tarafı olmuyor muyuz? Bu da gösteriyor ki aslında tarafsızlık aslında taraf olmaktır…Kapitalist sistemin bize dayattığı sanatın bağımsızlığı kavramının içi boşaltılmış , anlamının ters yüz edilmesiyle ”bağımsız sanat” anlayışı aslında alternatif sanat anlayışını yalnızlaştırmaya çalışmaktadır.Ben onların sanat anlayışlarıyla aramda ki farkı ortaya koyuyorum.Sistemden yana taraf olanlar  da görülüyor ki alternatif sanat çabalarımızın gelişmesini engellendiği apaçık ortada duruyor.Çağımızda ülkeler  ülkelerin işgali savaş oyuncaklarıyla yapılmata olsa bile  farklı silahlarda kullanıyorlar.Bunların amacı kültürel , sanatsal anlamda  coğrafyaları egemenlikleri altında tutabilmek.Sanat günümüzde ezber ve tekrarın had safhaya ulaşmış bir konumda duruyor.Sanat aslında ezber yada tekrar değil bir yaratım olayı olduğunu Eskişehir üreti-yorumcuları olarak gösteriyoruz.Bizler sanattın bir yaratım olduğunu farkındayız .Nitekim etkinliklerimizde hiçbir zaman tekrar ve ezbere yer vermedik.Sinema atölyesi olarak  film gösteriminden sonra sıcak sohbetlerimizle beyin fırtınası yaratık  ,tiyatro çalışmalarımda sokaklarda çocuklarla  parkta sahnesiz oyunlar bıraktık  ,fotoğraf atölyesi olarak bir fabrikada bir emekçinin parmaklarında deklanşöre bastık ,ritmimizi halaylara kattık.Biz sanatımızı özü itibariyle devrimci bir çizgide ileriye taşıyoruz.Var olanları kendi kişisel yaratımlarımızla destekliyoruz.Yeniyi bulma ,uygulama ve bundan ders çıkarmak asıl amacımız oldu.Bunda estetik kaygıyı gerçekçiliğe kurban etmeyi sanata yapılmış bir haksızlık olduğu farkındayız.Sistemle, doğayla ,kendimizle olan ilişkimiz estetik anlayışımızı açıklıyor.Gerçekliğimiz taklit yada ezber olmadı. Burada yeni bir yaratımdan bahsediyoruz. Gerçeklik olgusunun altında yatan çarpık ,yanlış gerçekleri irdelemekle kalmıyor,bunu toplum gerçekliğine yön verecek örnek alınacak  bir aşamaya taşınması gerektiği kanaatindeyim. Zaten gerçeği olduğu gibi tasvir etmek bazı noktalarda yetersizlikler taşır. Bu nedenle yaptığımız sanatta umut‘un sıcaklığını ezilenlerin mücadelesini, emekçinin terini, ruhumuzun özünü katmalıyız.

hacko2x

1 yorum

  1. sehoist

    Der ki :Sanat, taklidin bittiği yerde başlar .Siz bunun farkındasınız ne mutlu size !başarılar bu yolun yolcularına…

Yorum yaz